AltPress Röportajı

Evanescence “Use My Voice” İle Daha Önce Yapmadıkları Bir Şey Yaptılar

Evanescence’ten Amy Lee grubunun yeni teklisiyle müziğin ötesine gidiyor

On yedi yıl önce ilk albümleri “Fallen” lise partilerini ve Amerikan rock radyo istasyonlarını istila ettiğinden beri Evanescence rock’n’roll ve senfoniyi birbirine katmanın ehliydi. Çok yönlü şarkıcı Amy Lee’nin başını çektiği grup, dört albüm boyunca gerçekten özverili bir hayran kitlesi edindi. Ama Lee müziksel olarak neredeyse yirmi yıllık kariyerlerinde daha önce yapmadıkları bir şeyi yaptı. 2020 yılında, ilk defa, siyasi bir şarkı çıkardı.

Use My Voice” üzerinde yıllardır çalışan Lee sonunda dayanamadığına karar verdi ve bu şarkıyı grubunun yeni teklisi olarak, insanları ayağa kalkıp doğruluk için savaş vermeye kışkırtmak için çıkardı. Evanescence, salgın nedeniyle ertelenmiş “Use My Voice” şarkısını, HeadCount ile ortaklık kurarak, insanları 3 Ekim Amerikan Başkanlık Seçimi için oy vermeye kaydolmaları için teşvik etmek amacıyla çıkardı. Seçim yaklaşırken oy vermek için kayıt olup olmadığınızı veya seçim hakkında başka bilgileri, HeadCount ve Evanescence’in ortak sitesi UseMyVoice.org’dan kontrol edebilirsiniz.

Lee, Alternative Press ile verdiği bu röportajda, ilk kez toplumsal farkındalık amaçlı bir şarkı yazmak, bunu yapma ilhamının nerden geldiği ve oy vermenin neden bu yıl özellikle önemli olduğu hakkında açık açık konuştu. Hatta erken oy kullandığını bile söyledi. Oy kullanmaya verdiği önem o kadar büyük.

Alternative Press: “Use My Voice”, Evanescence’in beşinci albümü “The Bitter Truth” içinde bulunacak. Bu toplumsal farkındalık amaçlı çıkardığınız ilk şarkı. Bunca yıldır Evanescence’in bir parçası olduktan sonra böyle bir şarkıyı çıkarmak ve bu mesajı yaymak sizin için neden bu kadar önemliydi?

Amy Lee: Bu yılın başlarında bana artık tak etti. Kendim için koyduğum bazı kurallar vardır ama, artık o kuralların kırılmaları gereken bir zaman geldiğinde, onları kırabilmek de lâzım. Siyaset hakkında yorum yapmamak kurallarımdan biriydi.

Müziğin birlik olabileceğimiz bir yer olmasını istiyorum, buna her zaman ihtiyaç duyduğumuzu düşünüyorum. Her türlü insanın, her yaştan, her cinsiyetten insanın, müzikle bir araya gelip normal hayattan kaçabilmelerinin çok güzel bir şey olduğunu düşünüyorum. Bu kadar içten gelen bir şeye gelince farklılıkların bir öneminin kalmadığına inanıyorum: Müzik dinlerken böyle sesi sonuna kadar açıp hep beraber canlı deneyimlemek kalbi ve ruhu canlandıran bir şey. Bence bu kutsal, çok güzel bir şey ve şimdi yaptığımız hiçbir şeyin bunu değiştirmediğini düşünüyorum. Bu çok güzel bir şey ve bence müzik hâlâ bizi bir araya getirebilir. Kendim, bir sürü düşüncelerine katılmadığım sanatçıları dinliyorum. Bence düşüncelerine katılmamamın bir önemi yok. Ama tüm bunların ötesinde, bu yıl bir konuda kendimi çok kararlı hissediyorum.

Bu şarkı bir süredir gelişiyordu, birkaç yıl önce yazmaya başlamıştım aslında. Zaman geçtikçe, ülkemizde ve dünyadaki yolsuzluğun ve istismarın yayılıp durmasını izledikçe, haksızlık ardına haksızlığa tanık ettikçe, sonunda bu şarkı sözleri içimden taşmaya başladı. İçimden gelenler çıktıkça “Yeni kıta bu o zaman” falan diyordum kendi kendime. Böyle yaza yaza sonunda şarkı sözlerini bitirmiş oldum ve şarkıyı kaydetmeye başladık.

Şarkıyı kaydederken üzerime bir ağırlık çöktü çünkü şarkıda söylediklerimi kendim yapmıyordum. Şarkı “sesini kullan, orda öyle durma, sessiz kalma, olayların sen bir şey yapmadan gelişmesine izin verme” diyordu ama ben bu yazdığım şarkı sözleri dışında olanlar hakkında düşündüğüm hiçbir şeyi söylemiyordum. Sonunda bir karar verdim. “Yeter. Bir şeyler yapmalıyız. Burada böyle oturup duramayız.” Sadece sosyal medyada bir şeyler yazıp etrafı karıştırmanın ötesinde bir şeyler.

İnsanların seni dinlemeye açık olduğu bir platforma sahip olmayı büyük bir sorumluluk olarak görüyorum. Bence birbirimize saygılı davranmamız ve birbirimize değer vermemiz gerektiğini insanlara göstermek çok önemli bir şey. Tüm bunları yaparken, doğru şeyler için savaşmaya da hazır olmalıyız. Bunların hepsini elimden geldiğince yapmaya çalışıyorum. Müzik videomuza da bayıldım. Her şeyi bu karmaşanın ortasında bu kadar iyi ve güvenli bir şekilde yapabilmiş olduk.

Bir sürü insan bunu yapmak için ayaklandı. Benimle beraber bu işe girmiş herkesin gücü çok ayrı bir şeydi. Kız arkadaşlarımın çoğu şarkıda yer aldılar ve bazıları videoda bile çıkabildiler. Umarım insanlara birlik olmanın ruhunu ve daha iyi olabileceğini bildiğimiz şeyler için beraber savaş vermekten gelen gücü gösterebilmişizdir. İnsanlık olarak olduğumuzdan çok daha iyisini yapabiliriz.

AP: Bu şarkının başka bir ilham kaynağı olduğundan bahsetmiştin. Bu ilham kaynağı neydi? Bir de sana tak ettiren şey neydi?

Amy Lee: Beni bu şarkıyı yazmaya iten ilk şey, cinsel tacize uğramış ve çok uzun, zorlu bir dava süreci geçirmiş Chanel Miller’ın bu dava sırasında verdiği beyannameydi. Ülkemizde bozuk olan bir sürü unsur var ve bence yasal sistemimiz bunların büyük bir parçası. Eğer biraz para veya güç sahibiysen, elinin altında sistemi kendi lehine döndürebilmen için bir sürü yöntem oluyor. Bu dava sırasında buna tanık oldum. Ama tüm bunlara rağmen, [Miller] kalkıp, içinden çok derinden gelen ve inanılmaz etkileyici beyannamesini, saldırganının yüzüne baka baka okuyabildi. Ben okuduğumda beni ağlattı. Beni derinden etkiledi. Bana en çok vuran kısmı, [Miller]’ın sesinin o odadaki her şeyden çok daha güçlü oluşuydu. Karşı tarafın söyledikleri yalanların ve ona attıkları iftiraların hiçbiri onun deneyiminin gerçeğinden güçlü değildi. Birinin böyle ayağa kalkıp açık ve yalın bir şekilde gerçekleri söylemesi büyük cesaret ister. Şarkı için ilk yazdığım dizelerin ilhamı buradan geldi. Sonra şarkı zamanla büyüdü.

Bana tak ettiren belirli bir şey var mı emin değilim ama şarkıyı bitirme aşamasındayken, [Amerikan Başkanı Trump’ın] görevi kötüye kullanma ithamının duruşması devam ediyordu. Hepimiz takip ediyorduk, önem veriyorduk. Her şey kontrolden çıktı. Kendimizi Alacakaranlık Kuşağı’nda gibi hissediyorduk, “Cidden bunların oluşunu mu izliyoruz?” diyorduk birbirimize. Çok yanlış hissettiriyor. Hiçbir şey gitmesi gerektiği gibi gitmiyor. Adalet bulunamıyor. Gerçekler ortada. Ama yeterli olamıyorlar.

Albümümüzün adı da işte The Bitter Truth [Acı Gerçek]. Her şeyden çok ihtiyacım olan şey hakikat. Gerçekler çirkin olabilir ama güzel gelen bir yalandan her zaman daha iyidir. Neyin gerçek olup olmadığını bilebilmemiz lâzım. Bir şeyi yenebilmemiz için önce neyi yenmemiz gerektiğinin farkında olmamız lâzım. İşte o anda artık “Tamam, bir şeyler yapmalıyız. İnsanlara oy verdirtmeliyiz,” dedim. HeadCount ile olan ortaklığımız harikaydı. Bu yıl insanları oy vermeye teşvik etme konusunda küçük de olsun bir yardımımızın dokunduğunu hissediyorum.

AP: Demin, rock’n’roll dünyasından birkaç önemli kadını bu şarkıya davet ettiğini söyledin. Lzzy Hale ve Taylor Momsen gibi. Hem böyle siyasi ve sosyal önem taşıyan, hem de kadınlar için marş olabilecek bir şarkıda bu kadınlarla beraber çalışmak sana nasıl hissettirdi?

Amy Lee: Beni alçakgönüllülüğe itti açıkçası. Özellikle her şeyi böyle birkaç dakikaya indirgenmiş bir şekilde baştan sona dinlemek ve hayatımdaki kadınların hepsinin taşıdığı sevgiyi duymak. Bu kadar harika kadın şarkıcılarla arkadaş olmam tesadüfi aslında. Lzzy Hale ve Taylor gibi rock yıldızlarının yanı sıra kız kardeşlerim de var, grubumuzun gitaristi Troy’un [McLawhorn] karısı Amy de var, Lindsey Stirling de var. Hayatımın her yanından kadınlar var. Deena’dan [Jakoub] da özellikle bahsetmem lâzım, çok yakın bir kız arkadaşım. Bu projenin kalbinde hep birbirimize olan güvenin, birbirimize verdiğimiz desteğin ve beraber ayakta durmamızın gücü vardı. Deena beraber tura çıktığımız rock grubu VERIDIA’nin bir üyesi. Geçen yılın sonunda çalışırken kendimi çok tıkanmış hissettiğim bir dönemde yanıma geldi, ben de ona üzerinde çalıştığım bitmemiş şeyleri gösterdim. Birbirimize kendi hikâyelerimizi anlatıp şarkıları dinliyorduk ve “Use My Voice”a geldik. “Bu akor dizisinden emin değilim, çöpe atabilirim” dedim, oysa “Hayır, bir dakika. Diziyi beğendim ama melodinin böyle olması lâzım,” dedi ve mırıldanmaya başladı. Tepkim “Oh,” oldu.

Sonra bir sürü kadın şarkıcıyı bu şarkı için davet etmek, bir kız çetesi oluşturmak fikri aklıma geldi. Bu fikirden sonra şarkı kendini buldu, kadınlar için bir marş haline geldi. Tabii ki hepimiz kalkıp beraber savaşmalıyız ama sonuçta ben bir kadınım ve benim bakış açım buradan geliyor. Ben bu yolda yürüdüm. Verdiğim savaşlar bu yolda verildi. Kadınlar ve rock’a gelince, hepimiz farklı olduğumuz bu dünyada sırf var olabilmek için savaş vermek zorunda kaldık, kendimizi daha çok kanıtlamak zorunda kaldık. Yapmak istediğimiz birbirimizi yükseltmek, beraber çalışmak, birbirimizi desteklemek, birbirimizin müziğini başkalarına tanıtmak, geldiğimiz yerde kalabilmek için birbirimize tutunmak, beraber var olmak ve kadınların, kadınlara ihtiyacı olduğunu göstermek. Kadınlar kadınları sevmeli, kadınlara destek olmalı. Bu çok güçlü bir şey. Bu bir Evanescence şarkısı olsa da ben söylerken onların sesinin oluşturduğu duvarı, onların bana verdiği desteği böyle arkamda, yanımda hissetmek bana güç veriyor. Sevildiğimi hissediyorum, sevgileri kalbime dokunuyor, her şey için kendimi minnettar hissediyorum.

AP: Kesinlikle. “Use My Voice”un müzik endüstrisine nasıl bir ilham vermesini istiyorsun? Tabii ki “Use My Voice” bu yıl HeadCount ve oy vermek için bir marş oldu ve bu inanılmaz bir şey. Kendim için söylemek gerekirse, bu seçim süreci bittikten sonra bile bu şarkının bizim politik sistemimizin ötesinde bir şey için marş olmaya devam edeceği konusunda ümitliyim.

Amy Lee: Evet, ben de öyle umuyorum. Bence benim ve rock dünyasındaki diğer kadınların paylaştığı bir ruh var. Alışılmışın ötesine gitmenin olumlu bir şey olduğunu gösteren bir ruh. 90’lı yıllarda, farklı olmanın havalı olduğu bir dönemde büyüdüm. Hâlâ öyle değil anlamında söylemiyorum ama o zamanlar alternatif ve grunge çevrelerinde herkes gariplik peşindeydi. En iyisi öyleydi. Bu çevrelerde bir sürü kadın da vardı, rock dünyasında olduğu gibi. Tam olarak neyin değiştiğini ben de bilmiyorum. 2000’lerin başlarında bir noktada, rock maçolaşmaya başladı. Bir anda sırf kadın olmak, isyancı olmaya döndü. Buna hiçbir zaman kötü bir şey olarak bakmadım. Bir güç olarak gördüm. Seni özgün ve farklı yapan, insanların arasından görülmeni sağlayan bir şey olduğunu düşündüm. Bu iyi bir şey.

Rock’a gelince, goth tarafımızı inkâr edemeyeceğimizi anlıyorum. Ve seviyorum da açıkçası. Sevdiğim bir müzik tarzı sonuçta. Başkalarını tatmin etmek için değişeceğim falan yok. İşte tam olarak bu hissiyat benim inanarak büyüdüğüm hissiyat. Rock sana söyleneni yapmak değildir, bir kutuya sığabilmek için kendini değiştirmek değildir, seni sen yapan şeyleri yapmaktır, bu konuda hiç kimseden özür dilememektir, bundan utanmamaktır. İşte rock’n’roll bu. Bence bizim müziğimizde bunun meşalesini bir derece kadınlar taşıyor şu anda. Bu şarkıyla ve bunun gibi başka şarkılarla şu anda kalkıp bunları söylüyor olmak, sanatını kullanarak bunları söyleyen seslerin arasında olmak bana gurur duydurtuyor.

AP: Daha oy vermemiş olan insanlara bir mesajın var mı?

Amy Lee: Oy vermek hiç şu anki kadar önemli olmamıştı. Hepimiz oy vermeliyiz. Sesimizi kullanıp, tamamen temsil edilmeliyiz. Bu sistem hepimiz sesimizi duyurabilirsek çalışır sadece. Hepimiz kendimizi temsil edebiliriz. Hepimiz sesimizi yükseltebiliriz. Bu sadece seninle ilgili değil. Hepimizle ilgili. Bizi özgür bir ülke yapan unsur budur. Kararları biz vermeliyiz. Liderlerimizi biz seçmeliyiz. Bu bizim sorumluluğumuz. Uğraşlarımıza değecek bu. Gidip oy verin. Bitirin işi. Kesinlikle değer. Durumumuzu iyileştirmemiz lâzım.


Çeviri için Zeynep Sıray ve Öykü Yıldızhan’a teşekkürler.

Kaynak: Altpress.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.