Billboard Röportajı

Amy Lee’nin Müzik Sektöründe Bir Kadın Olmak İle İlgili Konuşması: ‘Birçok Kavgada Savaştım’ 

Evanescence’ın lideri yeni albümleri “Synthesis” ve ilk single “Imperfection” ile ilgili konuşuyor.

Otuz sene önce, rock ve metal müzik radyoları kasıp kavururken, bu türün piyasada çok az kadın sanatçısı vardı. 90’lar boyunca Lacuna Coil, Arch Enemy, Within Temptation ve Nightwish gibi kadın öncülü gruplar kendi kariyerlerini oluşturmaya başladılar, fakat sahnedeki hanımlardan hiç biri büyük ölçüde bir başarıya imza atamadı.

Daha sonra 2003 yılında, Evanescence en büyük markaları olan Fallen’ı çıkardı. Çıkış parçaları Bring Me To Life Arkansas’lı beşliyi tanıttı: şarkıcı ve pianist Amy Lee’nin siren vokalleri, çatır çatı gitar sesleri ve gotik tadı veren bir atmosfer. O tarihlerde albüm, Nielsen Music’e göre, sadece ABD’de 8 milyon kopya sattı.

Lee’nin başarısı rock müzikle uğraşan diğer kadınların önünü açtı ve o zamandan beri Paramore, The Pretty Reckless ve Halestorm gibi gruplar izlerini bırakmakta. Kendisi 10 yaşındayken Evanescence’ın gittiği ilk konser olduğunu aktaran The Pretty Reckless’in lideri Taylor Momsen, Amy Lee’yi bir yenilikçi olarak tanımlıyor.

“Onun hala kayıt yapıyor ve rock dünyasına hükmediyor olduğu gerçeği muhteşem.” diyor Momsen. Rock ‘n Roll’u aldı, ona bir kadın sesi ekledi ve başka biri olmaya çalışmadı. Gerçekten kendi kişiliğini yarattı ve bu bütün kadınların örnek alması gereken bir şey. Pop, rock, opera ve metali karıştırdı, uyum sağlattı ve gerçekten daha önce duyulmamış eşsiz bir denge yarattı.”

“Bana açık bir kapı gösterdi – kelime oyunu yapmıyorum

– çünkü o radyoyu uçurana kadar yaşadığım bölgedeki tek rockçı kadın bendim.” Kendi eyaleti Pennsylvania’da yaşarken Evanescence’ı radyoda duyduğunu hatırlayan Halestorm önderi Lzzy Hale. “Endüstrideki birçok insan bir kız rock grubunun radyoya çıkamayacağını düşünüyordu. Yani Amy hepsinin hatalı olduğunu kanıtladığında, bu herkese bu kariyerin peşinde koştuğum için deli olmadığımı gösterdi.”

Bu kapıyı tekmeleyerek açmak artistik olarak bir bedeli olmadan gelmedi. Amy Lee, Grammy kazanan “Bring Me To Life” şarkılarında 12 Stones’un şarkıcısı Paul McCoy’un söylediği rap bölümüne karşı çıktığını, fakat o zamanki plak şirketi Wind-Up’ın, şarkının radyo’da çalması için rap bölümünü koymalarında baskı yaptığını açıkladı. Lee buna bir “uzlaşma” diyor, çünkü plak şirketi gruba sürekli bir rapçinin katılmasını talep etmiş, ama bu boğuşma Amy’nin savaştığı şeylerden yalnızca biri. “Birçok kavgada savaştım. Çoğunu kazanmışım gibi hissediyorum.” diyor Lee.

“Bazen sadece genç bir idol olmakla –yani bilirsiniz ‘sen sadece bir çocuksun, herkes senden daha çok biliyor’ olayı- bunun nedeninin kadın olmam gerçeği arasındaki farkı ayırt etmek zordu.” Diyerek endüstrideki ilk zamanlarını hatırlıyor Lee. “Deneyim kazandıkça öğrendim, birçoğu kadın olmamla alakalıydı. İnsanlar bizi genellikle daha yumuşak ve kenara çekilip asıl işi erkeğe bırakmamız gereken bir cinsiyet olarak görüyorlar. Bu nedenle bunlara bakıp, farkına varıp ‘hayır bu bu şekilde olacak, çünkü bunun doğru olduğu hakkında olumlu hissediyorum, bu benim sanatım ve bunu değiştirmeyeceksin’ demem gereken birçok zaman oldu.

Lee, bu çekişmelerin aynı zamanda Evanescence’ın albümler arası bıraktığı uzun araların da bir nedeni olduğunu söylüyor. Grubun en yeni albümü Synthesis, Fallen’dan beri yaptıkları üçüncü büyük çalışma. Amy Synthesis’i  “Benim istediğim şeyi yaptığımın, buna gerçekten inandığımın ve arkamda beni destekleyen bir ekibin olduğunun kanıtı” olarak tarif ediyor.

Albüm, grubun Bring Me To Life (sonunda rap bölümünün atılmış versiyonuyla), “Lithium”, “My Immortal”, “My Heart Is Broken” gibi hitlerinin tam orkestralaştırılmış halini içeriyor. Billboard 200’de sekizinci sıraya çıktı. Dinleyicilerini canlı Synthesis deneyimiyle buluşturmak adına grup,  14 Ekim tarihinde Las Vegas’ta yanlarında bir orkestrayla Synthesis Live Kuzey Amerika turnesine başladı.

Lee var olan şarkıları modernize etmeyi “köklerden ayrılmak gibi bir şey değil” şeklinde tanımlıyor. “hala bizim müziğimizin köklerini ve özünü taşıyor olacak, sadece bunu farklı bir şekilde vurgulayacak. Evanescence’ın birçok şarkısının zaten klasik müzik aşılanmış sinematik ve elektronik bir niteliği var, ama bu şeylerin çoğu genelde biraz bastırılıyor” diyor Lee. “Dramayı alıp onu burada yaptığımız gibi değiştirmek atmosferin bir parçası haline geliyor.”

Grup, Synthesis’de iki yepyeni şarkı vaad ediyor. Bunlardan biri tanıtım teklisi olan “Imperfection”. Şarkı, intihar etmek isteyen birine karanlığa teslim olmaması için yapılan bir yalvarışı anlatıyor. Şarkının yaratımı korkutucu bir derecede kehanetsel:  Lee şarkı üstünde çalışmaya Şubat ayında başladı ve Ağustos ayında tamamladı. Tam bu arada Soundgarden’ın Chris Cornell ve Linkin Park’ın Chester Bennington’ı intihar nedeniyle hayatlarını kaybetti ve bu kayıplar Amy’e çok ağır geldi. “Yaptığımız işte yakın olan insanların bu şekilde mücadeleler verip kaybetmelerini izlemek çok üzücü ve zor” diyor. “Bu özellikle rock endüstrisi olmak üzere bütün dünyayı sarsan bir şey.”

Lee “Imperfection”’ı hayranların da bu tür duygusal sorunlar içerisinde olduğunu fark ettiği için yazmak istemiş. Söylediğine göre “Evanescence’ın müziği insanların acı ve mücadele gibi konuşmakta zor buldukları şeylerle bağlantı kurabilecekleri bir yer. Sanırım insanların müziğimizi depresif olarak tabir etmeleri bir yanlış anlama. Müziğimiz umut verici; her zaman öyleydi. Bizden bir mesaj vermek istiyorum: hala umut var ve daha iyi bir şeyler arıyoruz. Yardım elimizi uzatıp ‘bu hayat yaşamaya değer’ demek için yapabildiğimiz her şeyi yapmak istiyoruz, çünkü ben buna gerçekten inanıyorum.”

Gözlemleme yapıyor ve diyor ki; “Benim kendi sorunlarım, kusurlarım, mücadelelerim var. Şarkı yazarken ‘hadi, çıkar gitsin’ der gibi belli bir motivasyon seviyesine ulaşmalarını sağlamak için uzun uzun düşünüyorum. Çoğu zaman kendimle konuşuyorum. Kendini diğer insanlara yardım için sunmak çok güzel bir şey.”

Çeviri için Berfin Şefika’ya teşekkürler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.