Milliyet Sanat Röportajı

“Rock ölmedi, ölmeyecek”

2000’li yıllarda müzik listelerini sallamaya başlayan Evanescence, İstanbul Blue Night sponsorluğunda geçtiğimiz Cuma akşamı Volkswagen Arena’da müzikseverlerle buluştu. Grubun solisti Amy Lee, İstanbul anıları, yeni projeleri ve daha fazlasını İhsan Dindar ve Duygu Bay’a anlattı.

Evanescence 2000’li yılların başında müzik listelerini Bring Me To Life ile sallamış uzun süre gündem de kalmıştı. İlk albümleriyle yakaladıkları çıkış sonrasında tüm dünyada büyük bir hayran kitlesi kazanan grup, bu dönem Türkiye’e de iki kez geldi. Amerikalı grup uzun sayılabilecek bir aranın ardından sonbahara hazırlandığımız bu günlerde biraz karanlık ve hüzünlü olarak nitelendirebileceğimiz melodileriyle yeniden İstanbul’daydı. İstanbul Blue Night sponsorluğunda Volkswagen Arena’da gerçekleşen konser kapsamında grubun solisti Amy Lee, İhsan Dindar ve Duygu Bay’ın sorularını yanıtladı.

Evenescence yeni bir yolculukta. Albüm sonrası turne dönemindesiniz. Nasıl gidiyor?

Bu topluluğun bir parçası olmak mutluluk verici. Biz gerçek manada bir aileyiz ve bu bizi güçlükılıyor. Canlı bir orkestrayla iki 2017’de çıkarmış olduğumuz Synthesis albümü çerçevesinde dünyanın farklı yerlerinde çalıyoruz. Bu bizim için de çok sıradışı bir deneyim. Her halimizle sahne çıkmak ve rock yapmak için hazırız. Bu süreçte de kim olduğumuzu yeniden keşfediyoruz.

Zaman içinde doğal olarak müzikte pek çok şey değişiyor. Revaçta olan müzik türleri sürekli değişiyor. Getiğimiz aylarda “rock öldü” diyen yazılar yayınlandı. Buna bir cevabınız var mı?

Bu kesinlikle doğru değil. Bunu söyleyenler konserleri gelip görmeli. Binlerce insan sırf hayran oldukları rock müzisyenlerini görmek için konserlere akın ediyor. Dolayısıyla çok açık bir şekilde rock müziğinin ölmediğini ve ölmeyeceğini söyleyebilirim. Ancak elbette ben de farklı türlerdeki müziklerden etkileşime açık biriyim. 90’ların dünyasından pek çok isimden ilham aldım. Hip-hop veya elektronik içerikler de müziğimizin birer parçası oldu. Hepsi bu kombinasyonun birer parçası. Tükenmek bilmeyen bir şekilde yeni ilham kaynakları için arayışımı sürdürüyorum. Açıkçası biz rock müzisyenleriyiz ama örneğin bu aralar Billie Eilish de dinliyorum. Gerçekten olağanüstü biri.

Sosyal medya hesaplarınıza baktım. Mutlu mesut aile yaşantınız var. Ancak şarkı sözlerinize bakacak olursak bir karamsar hava söz konusu. Bu üzüntünün kaynağı nedir?

İnsan karmaşıktır. Kimsenin sabit, tek bir ruh hali yok. Hayatım boyunca pek çok ders aldım. Keder, hayatın anlamı, öteki hayat, bu dünyada durduğumuz yer hakkında durmadan düşünüyoruz. Bu sizi daha karanlık veya daha mutlu kılacak yegâne şey değil. Bu sayede pek çok zorlukla yüzleşebiliyoruz. Bence bizim şarkı sözlerimiz umut dolu. Benim umudum var.

Sizin için bu hayatın anlamı nedir?

Bence bunu cevaplayabilecek bir durumda değilim. Halâ arıyorum. Cevabı zor bir soru bu.

Synthesis hakkında da konuşmak istiyorum biraz. Albümünüz hakkında çıkan yorumlardan bazıları bunun, bugüne kadarki en sert işiniz olduğunu söylüyori. Bu görüşlere katılıyor musunuz?

Sanmıyorum. Bir şey için diğerlerine nazaran daha sert demek bence zor bir yargı. Her şeyden önce Synthesis, pek çok şarkıdan oluşan bir albüm. Geçmiş, şimdi ve geleceğe dair şeyler var orada. Bu yüzden de çok seviyorum bu albümü. Bu aynı zamanda her şeye dair bir meydan okuma.

Rock müzik, erkek egemen bir dünya. Siz ise uzun yıllardır bu dünyanın içinde yer alan bir kadınsınız. Bugünlere gelene kadar ne tür zorluklar çıktı karşınıza?

Geçen süre zarfında bir şeylerin değiştiğini fark ettim. Başlangıçta yola çıktığımda her şey çok daha zordu. Hele hele rock dünyasında. Çaldığımız festivallerinde tek kadının ben olduğumu görüyordum. Ancak bu artık geçerli değil. Artık sahnede çok daha fazla kadın var. Bu durum tabii sadece gruplar için geçerli değil. Müzik endüstrisinde de benzeri bir şey söz konusu. Tur menajerleri, prodüktörler, festival çalışanları ve benzeri çalışanlar kadın olabiliyor. Bundan ötürüg urur duyduğumu söyleyebilirim. Böyle bir dünya çok daha güzel.

Bunun için savaştınız mı?

Kesinlikle! Buralara gelmek için pek çok kez mücadele etmek gerekti. Böylesi bir mücadeleyi verdiğim için de mutluyuım. Neyse ki artık durumlar değişti. Artık daha fazla yetenekli kadını rock dünyasında görebilmek gerçekten bir gurur kaynağı.

Peki bu noktada hangi kadın müzisyenleri beğendiğinizi sorsak?

Within Temptation’ı sayabilirim. Daha önce onları izledim hatta aynı turnede de yer aldık. Sharon von Adel gerçekten çok güzel ve alçakgönüllübir insan.

Bu İstanbul’a üçüncü gelişiniz. Bu kente dair neler hatırlıyorsunuz?

İstanbul’da bir geleneğimiz var. İlk gelişimizden önce çok sayıda davet almıştık. Bunun üzerine geldik. Açıkçası bizi neyin beklediğini tam olarak öngöremiyorduk. İstanbul ve Türkiye hakkında pek bilgimiz yoktu.  Sonrasında güzel yemekler ve sıcakkanlı insanlar, çay ve özellikle akşam saatlerinde Boğaziçi kıyıları bizi kendisine hayran bıraktı. O an tekrar gelmeye karar vermiştik bile. Burayı gerçekten seviyoruz.

Bu gelişinizde şehirde gezme fırsatınız oldu mu?

Evet, konserden önceki gece çıkıp şehirde dolaştık.

Son soru;  herhangi bir yeni projeniz var mı ?

Bunun üzerine çalışmaya başladık. Ancak bunun ne olduğunu tanımlamak için bence şu an doğru zaman değil. Ortaya güzel şeyler çıkacak ve biz o yap-bozun parçalarını tamamlayacağız. Bunun için heyecanlıyım.

Röportaj için İhsan Dindar ve Duygu Bay’a teşekkürler.

İçeriği Paylaş!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir