Nylon Röportajı

Evanescence’ten Amy Lee ile E-mail’leşmeler

Grubun yüzü yeni müzik, annelik ve “goth”un gerçek anlamı hakkında konuştu

2003 yazında dünyanın herhangi bir ucunda radyo açtığınızda Evanescence’in “Bring Me to Life” şarkısının sert scream’leri ve içli sopranosundan kaçamazdınız. Daredevil’in film müziği albümünde de yer alan şarkı on beşten fazla ülkede En İyi On Şarkı listelerine girmişti ve kırk altıncı Grammy Ödüllerinde En İyi Sert Rock ödülünü almıştı. Amerikan rock grubunun o zamanki en başarılı şarkısıydı – ve hâlâ da öyle. Ama, neredeyse yirmi yıl sonra, Evanescence yeni bir tekliyle geri geldi ve bu şarkı belki de grubun şu ana kadar aldığı en olumlu eleştirileri topluyor.

Nisanda çıkmış olan “Wasted On You”, grubun 2011’den beri ilk yeni albümleri olacak The Bitter Truth’un ilk şarkısı. Grubun yüzü olan Amy Lee’nin güçlü vokallerinin ağırlıklı olduğu şarkı yavaş yavaş müzik listelerinde tırmanıyor ve New York Times ile Elle gibi yayınlardan övgü topluyor. Şarkı dünya garip bir dönemden geçerken çıkarılmış olabilir ama e-mail üzerinden haberleşmeyi tercih eden Lee yine de yeni şarkılar çıkarmak için aynı eskisi kadar heyecanlı. Şimdi okuyacak olduğunuz yazı, onunla yaptığımız e-mail görüşmesi. Lee şu anda otuz sekiz yaşında, evli ve bir oğlu var.

Hayat nasıl gidiyor? Karantina altında normal bir gününüz nasıl geçiyor?

Kocam Josh, oğlum Jack’le inanılmaz erken kalkıyorlar, ben uyumaya devam ediyorum. Kocam harika ve bazen suçluluk da hissediyorum ama UYUMAYI ÇOK SEVİYORUM ve durumdan yararlanmadan edemiyorum. O gün hangi pijamayı giyeceğimi seçiyorum ve kahvaltı olarak avokado yiyorum. Jack’le beraber slime ya da bir tür bilim deneyi yapıyoruz, çizgi film izliyoruz ve bir noktada ben stüdyoma şarkı yazmaya ya da röportaj yapmaya gidiyorum. Genelde akşam yemeğini ben hazırlıyorum ya da Jack dışarda oynarken mangal yapıyoruz. Jack’in banyo ve yatma vaktini geçirdikten sonra stüdyoya yarım bıraktığım şeyleri bitirmek için tekrar giriyorum ve işim bittiğinde koltukta uyuyakalana kadar Animal Crossing’deki bahçemle ilgileniyorum.

Neden “Wasted On You”yu tam bu anda çıkarmayı seçtiniz? Salgın başladığında ertelemeyi düşündünüz mü?

İlk plânımız başka bir şarkıyı çıkarmaktı aslında ve onu veya herhangi bir şeyi çıkarmayı ertelemeyi düşünmüştük. Gün geçtikçe salgının ne kadar ciddi bir şey olduğunu gördük ve “normal” çalışmaya geri dönmenin ne kadar zaman alacağını fark ettik. Beklemenin bize uymadığını anladık. Hayat çok kısa. Ama çıkarmayı düşündüğümüz şarkı ana uymuyordu. Bitirdiğimiz şarkıları gözden geçirdim ve “Wasted On You”nun şu anda geçirdiğimiz şeylere çok benzer bir yerden geldiğini hissettim. O yüzden o şarkıyı çıkarmayı seçtik.

Yeni teklinin reklamını salgın sırasında yapmak nasıl bir deneyim oldu?

İnanılmaz garip. Yani, müzik alet edevatımı kendim kurup vokallerimi kaydetmeyi biliyorum – ama kendimi gerçek zamanda, doğru etiketlerle internet üzerinden kaydedip yayın yapmak konusunda ÇOK kötüyüm. Reklam için yapmam gereken Zoom söyleşileri, canlı konser yayınları, kendim halletmem gereken tüm bu teknolojik işler beni MAHVEDİYOR. Yani, CD standart olduktan ancak beş yıl kadar sonra kasetleri bırakmış bir insanım. Erykah Badu’nun da dediği gibi, dijital bir dünyada analog bir kızım.

Şarkı çok olumlu eleştiriler topluyor – bunu bekliyor muydunuz? Şarkı sizce neden böyle cuk oturdu duruma herkes için?

Harika bir haber bu. İnsanların yeni müzik için bu kadar heyecanlanması beni mutlu etti. Bir şarkı yazarken o şarkının sesi ve havası hakkında çok kafa yoruyorum ve sözlerinin de o havaya uymasını sağlamaya çalışıyorum. Son zamanlarda o anlama önceden karar vermeye çalışıyorum. Onu şarkı hakkında en önemli şey yapmaya çalışıyorum. Belki de iyi yapıyormuşum.

Albümü yazmaya başladığınızda kafanız nasıldı?

Bir seyahat olacak. Kaydettiğimiz şarkılardan biri on yıllık, üçüncü albüm üzerinde çalışırken yazdığımız şarkılardan biri. Tamamen yeni ve özel bir şeye dönüştü. Şu anda tüm şarkılar bitmedi, daha yazacağımız şarkılar var. Bu yıl çok şey yaşadık, anlatacak çok şey var. Birkaç tema işledik, ama sanırım en önemli tema zaman. Geçmiş, şimdi, gelecek, hepsi bir arada. Bunun nedeninin bir kısmı albümün hâlâ yaşayan bir şey olması, hâlâ büyüyor ve yavaş yavaş çıkarılıyor. Hayat gibi.

Dünyada olanlar albümün gelişimi nasıl etkiledi?

Artık cidden bir araya gelip üzerinde çalıştığımız şeyleri bitirmemiz gereken bir noktaya geliyoruz. Hâlâ bunu güvenli bir şekilde yapamayız, o yüzden hâlâ internet üzerinden çalışıyoruz ve birbirimize fikirler gönderiyoruz. Şarkı sözleri dışında kaydedilmeye hazır olan şarkılar da var, hâlâ onların sözlerini yazmam lâzım. Şimdi nasıl ve ne zaman bir araya gelebileceğimizi çözmeye çalışıyoruz. Onun dışında işler bu kadar karmaşıkken hep verimli olabilmek zor. Ailem için endişeliyim, oğlumun yeni okul yılının nasıl olacağı hakkında endişeliyim, canlı müzik ve turların nasıl devam edebileceği hakkında endişeliyim. Ama yaratıcılığımın gelişmesi için zamanım olması da bir yandan iyi oldu. Müzik videoları, müzik dışında çıkarabileceğimiz ürünler, albüm kapağı, şarkı sözleri ve başka bir sürü şey için fikirlerle doluyum.

Grubunuz uzun zamandır “goth” olarak tarif ediliyor – bununla özdeşleştiriyor musunuz kendinizi? 2020’de “goth”un anlamı nedir sizce?

Açıkçası herhangi bir noktada ne anlama geldiğinden de emin değilim. Hiçbir zaman tek bir kutuya sığdırılabilen biri olmadım – müziksel ya da başka bir açıdan. Yani, üzücü şeyler hakkında şarkı söylüyor muyum? Evet. Minör akor seviyor muyum? Evet. Kültürel açıdan bakınca kötümser miyim? Evet. Ama aynı zamanda minik plastik yemek figürleri topluyorum, Tenacious D çok seviyorum ve ikinci albümümüzde sırf eğlenceli olur diye bir şarkıya ördek sesi koymuştuk. Yani, siz düşünün…

İlk albümünüzün üzerinden nerdeyse yirmi yıl geçti – grubunuz o zamandan beri nasıl gelişti?

Bu sorunun cevabı için bir kitap yazabilirim! Çok şey yaşadık. Bakış açısı güçlü bir şey. Beni daha iyi bir yazar ve daha şefkatli bir insan haline getirdi. Bir grup olarak verdiğiniz her konserin kazandırdığı deneyim hepimizi daha iyi müzisyenler haline getiriyor ve bize olmayı hak ettiğimiz yerde olmanın güvenini kazandırıyor. Stilimiz ve bize ilham veren şeyler değişebilir ve her zaman yeni şeyler deniyor olabiliriz ama kim olduğumuzu biliyoruz ve hiçbir şey bize bunu kaybettiremez. Diğer grup üyelerinin hepsi de inanılmaz yetenekli. Onlar hayatımda olduğu için çok şanslıyım. Hepimiz zorlanmayı ve birbirimizi zorlamayı seviyoruz, her türlü meydan okumaya açığız.

Yeni kayıtlar arasında verdiğiniz aralar yaratıcılığınıza nasıl yardım etti? O aralarda ne yapıyorsunuz?

Farklı şekillerde yaratıcılık yapabileceğim, başka taraflarımı gösterebileceğim ve bana ilham veren projelere kendimi atıyorum. Farklı yaratıcılıklarımı besledikçe hem daha çok tatmin oluyorum hem de Evanescence’in benim için bayatlamamasını sağlıyorum. Bence yaratıcı kalabilmek için ve kafayı temiz tutabilmek için her şeyi belli aralıklarla yapmak lâzım. Bir de hayat hakkında şarkı söylemeden önce gerçekten hayatı yaşamak lâzım. Son albümümü yazdığımdan beri önceden yaşamadığım bir sürü şey yaşadım.

Müzik endüstrisinde son yıllarda sizin için en önemli değişiklikler neler oldu? Bu değişiklikler sizin yaptığınız müziği ve onları nasıl yayınladığınızı ne açılardan etkiledi?

Albümlerden çok tek tek şarkılara verilen önem büyük bir değişiklik oldu. Müzik dinleme deneyimimiz artık çok sınırsız, istediğimiz her şeye artık tek bir klikle ulaşabiliyoruz. O yüzden şarkıdan şarkıya, histen hisse atlıyoruz. Dikkatimiz çabuk bozuluyor. Bunu seviyorum aslında. Hâlâ albüm yapıyoruz – albüm yapmayı seviyorum ben zaten. Ama artık sırf bir şarkı yayınlayabilmek için bir albüm bitirme zorunluluğunu hissetmiyorum. Bir nedene ihtiyacım yok artık. İstediğimizi istediğimiz zaman yapabiliriz. Aynı dinleyicilerimiz gibi. Ve bu harika bir şey.


Çeviri için Zeynep Sıray ve Öykü Yıldızhan’a teşekkürler.

Kaynak: nylon.com

İçeriği Paylaş!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir